10.6 C
Uşak
Mart 28, 2026
Kültür Ve Sanat

Ahmet Ertuğ’un 29 Mimari Eseri Venedik’te Sanatseverlerle Buluştu

Venedik’te açılan “Beyond the Vanishing Point” sergisi, Ahmet Ertuğ’un erişimi kısıtlı ya da gizli kalmış 29 mimari yapıyı belgeleyen fotoğraflarını bir araya getiriyor; sergide İstanbul’un simgelerinden Ayasofya’nın kubbesi de yer alıyor ve eserler 6 Nisan’a kadar ziyaret edilebilecek

Usta fotoğraf sanatçısı Ahmet Ertuğ’un Venedik’te açılan “Beyond the Vanishing Point” başlıklı sergisi, Le Stanze della Fotografia’da 6 Nisan’a kadar gezilebilecek. Sergi, sanatçının Ayasofya’dan Pantheon’a uzanan, erişimi kısıtlı ya da gizli kalmış 29 mimari eseri tüm görkemiyle gün yüzüne çıkaran büyük boy fotoğraflarından oluşuyor.

Sergideki eserler arasında, İstanbul’un simgelerinden Ayasofya’nın anıtsal kubbesi de yer alıyor. Ertuğ ile yeni sergisi ve sanat yolculuğu üzerine konuştuk.

Mimarlıktan fotoğrafa uzanan yolculuk

1968-1974 yılları arasında Londra’da mimarlık eğitimi alan Ertuğ, o yıllarda sık sık Venedik’e gittiğini belirterek şunları söyledi:

“Mimarlık okuduğum Architectural Association School of Architecture’da bize anlatılan ‘insan için huzurlu kentler’ modelinin karşılığını İtalya’da; özellikle Venedik, Bologna ve Floransa’da bulduğumu fark etmiştim.”

Altı yıl süren eğitimin ardından İran’da tarihi kentlerin koruma planları üzerinde çalıştığını aktaran sanatçı, ülkenin olağanüstü mimarisini yakından tanıma fırsatı bulduğunu ifade etti. Daha sonra Japan Foundation bursuyla Japonya’ya giden Ertuğ, 12 ay boyunca tapınakları, bahçeleri ve geleneksel Japon evlerini fotoğrafladı.

Japon estetiğinin izleri

Sanat yaşamında dönüm noktalarından birinin Japonya olduğunu vurgulayan Ertuğ, “Japonya’da Yukio Futagawa gibi efsanevi fotoğrafçıların çalışmaları ve yayımladıkları kitaplar beni derinden etkiledi; onların izinden gitmeye karar verdim” dedi.

İran ve Japon estetiğiyle mekân ölçüsüne dair deneyimlerinin, fotoğraf sanatındaki bakış açısında kalıcı bir iz bıraktığını dile getirdi.

Sedad Hakkı Eldem ile dostluk

Türkiye’ye döndükten sonra efsanevi mimar Sedad Hakkı Eldem ile yakın bir dostluk kurduğunu anlatan Ertuğ, “Onun Japon mimarisine duyduğu ilgi aramızda özel bir ortak zemin oluşturdu. Sedad Bey’i yakından tanımak ve onunla projeler yapmak çok önemli bir deneyim oldu” diye konuştu.

1980’li yıllarda yaklaşık on yıl boyunca Kültür ve Turizm Bakanlığı için İstanbul’un tarihi alanlarının koruma planlarının hazırlanmasını yönettiğini belirten sanatçı, bu sürecin kentin mimari mirasını derinlemesine tanımasına olanak sağladığını söyledi. Bugüne kadar 30’dan fazla kitap yayımlayan Ertuğ, yayın dünyasında da kendine özgü bir üslup geliştirdi.

Uluslararası sergiler ve Venedik’in temeli

New York ve özellikle Paris’te önemli sergiler açtığını kaydeden Ertuğ, 2024 yılının başında Fransa Kültür Bakanlığı himayesinde Paris’te gerçekleştirdiği İtalyan ve Fransız Rönesans mimarisi sergisinin, Venedik’teki bu serginin de temelini oluşturduğunu ifade etti.

Ertuğ, bu projeyi “Avrupa’nın ve dünyanın mimari ile kültürel mirasına adanmış yarım asrı aşkın araştırmaları kutlayan bir çalışma” olarak tanımladı. Mimarlık eğitimiyle birleşen yaklaşımının, fotoğrafı yalnızca bir belgeleme aracı değil; aynı zamanda bir yorumlama yöntemi ve mimariyi tasarlayanların gözünden deneyimleme yolu olarak ele aldığını vurguladı.

İtalya’dan İstanbul’a uzanan seçki

Venedik’te açılan “Beyond the Vanishing Point” sergisinin, İtalya’nın mimari mirasına ve Akdeniz dünyasıyla kurduğu derin diyaloğa odaklanan 29 büyük boy fotoğraftan oluştuğunu belirten Ertuğ, eserlerin 28’inin İtalya’daki katedralleri, sarayları, tiyatroları, kütüphaneleri ve müzeleri betimlediğini söyledi.

Sergide Roma’daki Pantheon ve Aziz Petrus Bazilikası ile Venedik’teki Teatro La Fenice gibi başyapıtlar da yer alıyor.

Yaşadığı şehir İstanbul’u temsil eden Ayasofya kubbe fotoğrafını serginin başköşesine yerleştirdiğini belirten sanatçı, bu tercihin bilinçli olduğunu ifade etti.

Ayasofya ve Pantheon arasında diyalog

“Ayasofya’nın anıtsal ve etkileyici kubbesi, Venedik ile İstanbul arasındaki tarihsel mimari bağları vurgulamak için seçildi” diyen Ertuğ, Venedik ile İstanbul arasında tarih boyunca kurulan özel ilişkiye dikkat çekti.

İpek Yolu’nun iki kent arasındaki ticari ve kültürel etkileşimde belirleyici rol oynadığını belirten sanatçı, Doğu ile Batı arasındaki karşılaşmanın mimariden sanata uzanan derin bir ortak hafıza yarattığını söyledi.

Sergide Pantheon’un kubbesi ile Ayasofya’nın kubbesinin karşılıklı bir diyalog içinde kurgulandığını ifade eden Ertuğ, bu iki yapının dünya mimarlık tarihinin günümüze ulaşmış en görkemli ve en etkileyici anıtları arasında yer aldığını vurguladı.

“Farklı coğrafyalarda yükselmiş olsalar da aynı mimari sezgi ve evrensel arayışın izlerini taşırlar” diyen Ertuğ, bu diyalogun bir Türk sanatçısı olarak geldiği noktayı ve yönünü de açıkça ifade ettiğini sözlerine ekledi.

Sonuç olarak Ayasofya, İstanbul ile Venedik arasındaki derin tarihsel ilişkiyi mühürleyen bir eser olarak sergide başköşede yer alıyor.

KAYNAKÇA: https://www.cumhuriyet.com.tr/kultur-sanat/fotograf-sanatcisi-ahmet-ertug-un-29-mimari-eserin-yer-aldigi-yeni-sergisi-acildi-ayasofya-dan-venedik-e-2482626

28 Şubat/17.00

 

Related posts

Oyuncuların Tercihi Belli Oldu: SAG’da ‘Sinners’ ve ‘The Studio’ Gecenin Kazananı

sıla tank

Ankara’da mandolin rüzgârı esecek: 3. Mandolin Festivali başlıyor

sıla tank

Geçmişten Günümüze Boğaziçi: Kaybolan Mimari Miras

sıla tank

Yorum Yapabilirsiniz

Bu web sitesi deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bunu kabul ettiğinizi varsayıyoruz, ancak isterseniz çerez kullanımını reddedebilirsiniz. Kabul Et Devamını Oku

Privacy & Cookies Policy