Lezzet Başkentlerinde “Obezite” Alarmı: Adana, Urfa ve Antep İlk Üçte!
Dicle Üniversitesi’nden Prof. Dr. Eşref Araç, 4 Mart Dünya Obezite Günü kapsamında Türkiye’nin sağlık haritasına dair endişe verici veriler paylaştı. Araç’ın değerlendirmesine göre, Türkiye’de diyabet ve obezite prevalansının en yüksek olduğu illerin başında, mutfak kültürüyle dünyaca tanınan Adana, Şanlıurfa ve Gaziantep geliyor.
Bu acı tabloyu “gurmelik kültürüyle” ilişkilendiren Prof. Dr. Araç, durumu şu sözlerle özetledi:
“Bu illerimizde yemek kültürünün zenginliği ve ‘gurmelik’ anlayışının sosyal yaşamın merkezinde olması, ne yazık ki obezite oranlarını da zirveye taşıyor. İlk üç sıranın bu illerimizde olması, lezzet tutkusunun sağlık üzerindeki bedelini açıkça gösteriyor.”
Yüzyılın Sessiz Pandemisi: Obezite Sadece Bir Kilo Sorunu Değil!
Dicle Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eşref Araç, 4 Mart Dünya Obezite Günü kapsamında yaptığı açıklamada, obezitenin artık modern dünyanın en büyük halk sağlığı krizi haline geldiğini vurguladı. Obeziteyi sadece “fazla kilo” olarak görmenin büyük bir yanılgı olduğunu belirten Araç, bu durumu “bulaşıcı olmayan en tehlikeli salgın” olarak tanımlıyor.
Yüzlerce Hastalığın “Giriş Kapısı”
Obezitenin kendi başına bir klinik tablo olmasının ötesinde, vücudun tüm sistemlerini vuran bir “tetikleyici” olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Araç, olası riskler zincirini şu şekilde sıralıyor:
-
Metabolik Çöküş: Tip 2 diyabet, yüksek kolesterol ve hipertansiyon riskinde keskin artış.
-
Fiziksel Deformasyon: Bel fıtığı, diz eklemlerinde kalıcı hasarlar ve hareket kısıtlılığı.
-
Hayati Tehlikeler: Başta kanser türleri olmak üzere safra kesesi hastalıkları ve kardiyovasküler problemler.
-
Psikolojik Boyut: Fiziksel hastalıkların yanı sıra bireyin yaşam kalitesini düşüren ciddi psikolojik sıkıntılar.
“Obeziteyi yüzlerce hastalığın öncülü olarak kabul edebilirsiniz. Eğer obezseniz, bu hastalıkların kapınızı çalma olasılığı çok daha yüksektir.”

Sağlıkta Acı Rekor: Türkiye Artık Avrupa’nın “En Obez” ve “En Diyabetik” Ülkesi!
Prof. Dr. Eşref Araç, Türkiye’nin obezite ve diyabet haritasındaki korkutucu yükselişi DHA’ya değerlendirdi. Eskiden daha iyi bir noktada olan Türkiye’nin, son iki yılda hem obezitede hem de diyabette Avrupa zirvesine yerleştiğini belirten Araç, bu durumu “Obezite = Diyabet” formülüyle özetledi.
Zirvedeki İller: Lezzet mi, Hastalık mı?
Türkiye’nin en yüksek obezite ve diyabet oranlarına sahip illeri incelendiğinde, listenin başında dünyaca ünlü mutfaklara sahip şehirlerimiz yer alıyor. Prof. Dr. Araç, bu durumun nedenini zengin yemek kültürüne (gurmelik) ve azalan fiziksel hareketliliğe bağlıyor.
İşte Türkiye’nin Obezite Sıralaması:
-
Adana
-
Şanlıurfa
-
Gaziantep
-
Mersin
-
Konya
-
Kayseri
-
Malatya
-
Kahramanmaraş
-
Diyarbakır & Hatay (10. sırayı paylaşıyorlar)
“Yemek Kültürü Gelişkin, Hareket Kısıtlı”
Listenin başında yer alan illerin ortak özelliğinin zengin mutfak kültürü olduğunu hatırlatan Araç, “Bu illerin niye bu kadar obez olduğunu söylemeye gerek yok; gurmelik kültürü buralarda çok baskın. Ancak bu lezzet mirasına bir de hareketsizlik eklenince, maalesef bu tablo kaçınılmaz oluyor,” uyarısında bulundu.

Türkiye’nin Geleceği Risk Altında: Çocukluk Çağı Obezitesi 5 Kat Arttı!
Prof. Dr. Eşref Araç, obezite krizinin en kritik cephesinin 4-19 yaş grubu olduğunu vurguladı. 1980 öncesinde %4 seviyelerinde olan çocukluk çağı obezite oranının günümüzde %20’ye fırlaması, önümüzdeki yılların sağlık yüküne dair alarm veriyor.
Kritik Veriler ve 2030 Öngörüleri
-
Devasa Artış: Çocuk ve ergenlerde obezite oranı son 40 yılda 5 kattan fazla arttı.
-
Kilo Anomalisi: Türkiye’de her 3 kişiden 1’i obez. Hafif kilolular da eklendiğinde toplumun %75’i kilo sorunuyla karşı karşıya.
-
2030 Projeksiyonu: Mevcut gidişat devam ederse, 2030 yılına kadar Türkiye’deki obez birey sayısının 45 milyona ulaşması bekleniyor.
Kanser ve Diyabet İlişkisi
Obezitenin sadece bir estetik kaygı olmadığını, hayati bir tehdit olduğunu belirten Araç, şu çarpıcı veriyi paylaştı:
“Bir kişi hem obez hem de diyabetikse, pankreas kanseri olma riski tam 6 kat artıyor. Bu, geri dönüşü zor olan en agresif kanser türlerinden biridir.”
Milli Eylem Planı: 2025-2028 Seferberliği
Sağlık Bakanlığı’nın 2025-2028 obezite hareket planı ile toplumun kilo kaydının tutulduğunu, egzersiz ve beslenme odaklı bakanlıklar arası bir programın hayata geçirildiğini belirten Araç, kurtuluş reçetesini tek cümlede özetliyor:
“Hareketsiz bir toplum obez olmaya, obez toplum ise hastalıklarla boğuşmaya mahkumdur.”

4 Mart 13.00