Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, dijital sağlık verilerinin aşırı takibinin anksiyeteyi tetikleyebileceği konusunda uyarıda bulundu.Dilbaz, teknolojik cihazlardan elde edilen verilere aşırı odaklanmanın bireylerde “siberkondri” durumuna yol açabileceğine dikkat çekti.
Dijital Sağlık Takibi: Güven mi Veriyor, Kaygı mı Yaratıyor?
Son yıllarda hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen akıllı saatler, uyku takip cihazları ve mobil sağlık uygulamaları, uzmanlara göre “sürekli izleme hali” nedeniyle yeni nesil bir sağlık kaygısını tetikliyor. Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, bu teknolojilerin sunduğu yararların yanı sıra ciddi psikolojik riskler barındırdığına dikkat çekiyor.
“Siberkondri” Tehlikesi ve Veri Yanılgısı
Dijital sağlık teknolojilerinin bireylere biyometrik verileri üzerinde güçlü bir kontrol hissi verdiğini belirten Dilbaz, bu durumun kaygıya yatkın kişilerde ters tepebileceğini ifade ediyor.
-
Küçük Dalgalanmalar, Büyük Kaygılar: Kalp atış hızı, uyku kalitesi veya oksijen düzeyi gibi verilerdeki en ufak değişimler, kullanıcılar tarafından bir hastalık belirtisi olarak algılanabiliyor.
-
Semptom Araştırma Takıntısı: Bu durum, kişilerin internet ve uygulamalar üzerinden sürekli semptom araştırması yapmasına, yani “siberkondri” davranışının tetiklenmesine yol açıyor.
Uyku Takibi Takıntıya Dönüşebilir: “Ortrosomnia”
Benzer bir riskin uyku takip cihazları için de geçerli olduğunu vurgulayan Dilbaz, “Ortrosomnia” olarak adlandırılan duruma değiniyor:
“Bireyler cihaz verilerine takıntılı hale geldiğinde, kendi uyku hissinden çok cihazın sunduğu rakamlara odaklanıyor. Bu durum ironik bir şekilde uyku kalitesini düşürürken anksiyeteyi daha da artırıyor.”
Uzman Görüşü
Prof. Dr. Dilbaz’a göre, dijital sağlık uygulamaları her ne kadar kontrol sağlasa da, bu verilerin yanlış yorumlanması kişiyi kendi bedenine karşı yabancılaştırabiliyor ve teknoloji odaklı bir kaygı döngüsü yaratabiliyor.
26 Mart 18.00