Nisan 20, 2026
Kültür Ve Sanat

Bir Kuşağın Görülme Mücadelesi

Tuğçe Tatari ile “Gençler Nereye: Bir Kuşağın Peşinde” üzerine konuştuk; farklı hayatlara savrulan gençlerin ortak hissi aynı: yok sayılmak

Gazeteci ve yazar Tuğçe Tatari, Literatür Yayınları etiketiyle yayımlanan “Gençler Nereye: Bir Kuşağın Peşinde”kitabında, Z kuşağı olarak adlandırılan gençlerin farklı sınıfsal ve sosyal koşullar altında nasıl hayatlar sürdürdüğünü, hangi sorunlarla karşılaştığını ele alıyor. Tatari, gençlerin sosyo-ekonomik durumlarına göre çetelere ya da uyuşturucuya bulaşma oranlarının değiştiğini belirtirken, tüm bu farklılıkların ötesinde ortak bir duygunun altını çiziyor: görülmemek.

Gençlerin ekonomik koşullarına göre yaşadıkları farklılıkları özellikle görünür kılmak istediğini söyleyen Tatari, kuşakları asıl şekillendirenin içine doğdukları dönem ve atmosfer olduğunu vurguluyor.

“Ülkenin dört bir yanındaki sokaklarda aynı soruyu aradım”

Kitabı yazma motivasyonunu anlatan Tatari, ilk çıkış noktasının hızla büyüyen çocuğu olduğunu dile getiriyor:
“İlk motivasyonum evde hızla büyümekte olan bir çocuğum olması ve gençlik olgusu hayatına girdiğinde nelerle karşılaşacağını anlamak istememdi.”

Annelik ve gazeteciliğin bir araya gelmesinin üretim sürecini etkilediğini belirten Tatari, çocuğu bebeklikten çocukluğa geçerken gündemdeki meseleleri onun yaşına uygun bir dille anlatabilmek için “politik çocuk kitapları serisi” hazırladığını hatırlatıyor. Kendi çocuğunun gençliğini düşünürken Türkiye’de genç olmanın ne anlama geldiğini sorguladığını söyleyen Tatari, bu sorunun yanıtını sokakta aradığını ifade ediyor:
“Ben de ülkenin dört bir yanında sokaklarda bu sorunun cevabını aradım.”

Her kesimden gençle temas

Kitap için çok farklı çevrelerden gençlerle görüştüğünü belirten Tatari, belirli bir sınır çizmediğini söylüyor:
“Özellikle her kesim, her çevre ve her sosyo-ekonomik seviyeden gence temas etmeye çalıştım. Hatta aynı meseleyi fakir bir gençle zengin bir genç ne gibi farklılıklarla yaşıyor kısmını özellikle görünür kılmak istedim.”

Farklı ekonomik ve sosyal ortamlarda büyüyen gençler arasındaki benzerlik ve farklara ilişkin ise şunları dile getiriyor:
“En temel benzerlikleri duyulmuyor ve görülmüyor olmaları. Önce ailede bu sorunu yaşıyor, sonra sorun toplumsallaşıyor ve bir devlet politikası olarak gençlerin duyulmadığı ve görülmediği sonucuna ulaşıyoruz.”

Farklılıkların başında ise maddi koşulların geldiğini vurguluyor:
“Maddi durumu yüksek ailelerin çocuklarının belaya bulaşma, çetelerin eline düşmek, zorbalanmak veya can güvenliği gibi sorunları yok denecek kadar az.”

Mücadele hikâyeleri

Kitapta yer alan hikâyelerin çoğunun zor yaşam deneyimleri içerdiğini belirten Tatari, kendisini en çok etkileyenlerin büyük mücadele barındıran öyküler olduğunu söylüyor. Özellikle fiziksel dezavantajı nedeniyle çocukluk ve ilk ergenlik döneminde ağır zorbalıklara maruz kalan genç bir kadının, aldığı bir kararla hayatının yönünü değiştirebilmiş olmasının kendisini derinden etkilediğini ifade ediyor. Bu iç gücün nasıl ortaya çıktığını uzun süre düşündüğünü dile getiriyor.

Uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele eden bir gencin hayata tutunma çabasının ve vicdani retçi bir gencin inandığı yol uğruna vazgeçebildiklerinin de hafızasında yer ettiğini ekliyor.

Öfkenin kaynağı: Görülmemek

Tatari, kitapta anlatılan gençlerin ortak duygusunun öfke olduğunu belirtiyor. Bu öfkenin temelinde ise yine aynı nedenin yattığını söylüyor:
“Görülmemek ve duyulmamak. Sisteme de insanlara da, kendilerinden görece avantajlı hayatlara da aynı yerden öfkeliler; bizi görmüyor ve duymuyorlar diyorlar.”

“Kuşakları şekillendiren içine doğdukları atmosfer”

Z kuşağına ilişkin değerlendirmesinde, kuşakları belirleyen esas unsurun doğdukları dönem ve atmosfer olduğunu vurgulayan Tatari, gençleri tek bir etiket altında toplamanın sağlıklı bir sonuca götürmediğini ifade ediyor.

“Her biri tek ve biricik olan bu kuşak, içinde yaşadığımız siyasi ortamın, ekonomik koşulların ve sosyo-kültürel imkânların bir sonucudur” diyen Tatari, dönemler benzedikçe kuşakların da benzer özellikler gösterebildiğini belirtiyor. Kendi kuşağını örnek vererek 80 kuşağının o günün koşulları tarafından şekillendiğini, ancak bunun herkesin aynı deneyimi yaşadığı anlamına gelmediğini sözlerine ekliyor.

KAYNAKÇA: tugce-tatari-ile-gencler-nereye-kitabini-konustuk

27 Şubat/11.25

 

Related posts

Beşiktaş Metro Kazısında 5 Bin 500 Yıllık Kurgan Mezarlar

sıla tank

Kültür ve Sanatta Rekor Yıl: Türkiye Cumhuriyet Tarihinin En Yüksek Rakamlarına Ulaştı

sıla tank

La Bohème, Giacomo Puccini İmzasıyla Mersin’de Sahneleniyor

sıla tank

Yorum Yapabilirsiniz

Bu web sitesi deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bunu kabul ettiğinizi varsayıyoruz, ancak isterseniz çerez kullanımını reddedebilirsiniz. Kabul Et Devamını Oku

Privacy & Cookies Policy