Schengen bölgesinde 10 Nisan 2026 itibarıyla devreye alınan Giriş/Çıkış Sistemi (EES), vize süreçlerinde dijital takip dönemini resmen başlattı. Yeni uygulama, seyahat planlayan vatandaşlardan iş dünyasına kadar geniş bir kitleyi yakından ilgilendiren önemli kısıtlamaları da beraberinde getiriyor.
Dijital Takip Dönemi: Kağıt Üstündeki Bilgiler Gerçeğe Dönüşüyor
Yeni sistemle birlikte artık pasaportlardaki manuel mühürlerin yerini biyometrik veriler ve dijital kayıtlar alıyor. Sistemin en kritik özelliği, yolcunun hangi ülkeden giriş yaptığını, hangi ülkede ne kadar süre konakladığını ve vize kurallarını ihlal edip etmediğini anlık olarak ortak bir veri tabanına işlemesi.
Özellikle vize randevusu bulamadığı için “kolay vize veren” ülkelere yönelen vatandaşlar için risk büyüyor. Uzmanlar, vizenin alındığı ülke yerine başka bir ülkede daha uzun süre vakit geçirilmesinin sistemde “kural ihlali” olarak işaretleneceği konusunda uyarıyor.
Bağlıkaya: “İhlaller Artık Çok Daha Görünür”
Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği Başkanı Firuz Bağlıkaya, yeni dijital altyapının vize suiistimallerini anında tespit edebildiğini vurguladı. Bağlıkaya’ya göre:
-
Vize alınan ülkeye ilk giriş kuralı artık çok daha sıkı denetleniyor.
-
Dijital kayıtlarda oluşan olumsuz veriler, bir sonraki vize başvurusunda doğrudan ret kararına yol açabiliyor.
Randevu Krizi Vatandaşı Farklı Rotaya Zorluyor
Sektör temsilcileri, Almanya, Fransa ve İtalya gibi ülkelerde randevu bekleme sürelerinin bir yıla yaklaşmasınedeniyle yolcuların Yunanistan gibi alternatif kanallara yöneldiğini belirtiyor. Ancak EES sistemiyle birlikte, bu tip “stratejik” vize kullanımlarının seyahat geçmişinde kalıcı bir iz bırakacağı ve gelecekteki hareket alanını kısıtlayabileceği ifade ediliyor.
Seyahat planı yapanların, ileride vize engeline takılmamak adına vizelerini aldıkları ülkede kalış sürelerine ve giriş noktalarına azami dikkat göstermeleri öneriliyor.
20 Nisan/23.25