Pek çok kişinin günlük hayatta “üzerine yatmışım” diyerek geçiştirdiği ancak geceleri uykudan uyandıracak şiddete ulaşabilen el uyuşmaları, ihmal edildiği takdirde kalıcı sinir hasarına yol açabilir. İşte bu durumda mutlaka yapmanız gerekenler…
Sinir sistemini bir elektrik kablosu gibi düşünebilirsiniz. Üzerindeki baskı ne kadar uzun sürerse, kablonun içindeki iletkenlerin geri dönüşümsüz hasar görme riski de bir o kadar artar. Gece uyuşmaları bu sistemin bir uyarısı gibi görünmeli ve ciddiye alınmalı.

Eldeki fonksiyon kaybı ve hissizliğin temelinde genellikle sinirin geçtiği dar anatomik kanallardaki basınç artışının yattığını ifade eden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, şu bilgileri paylaştı:
“Uyuşmanın hissedildiği bölge, sinir basısının hangi noktada olduğunu belirlemek adına kritik bir öneme sahip. Örneğin; baş, işaret ve orta parmakta yoğunlaşan uyuşmalar bilek kanalındaki karpal tünel sendromunu; serçe ve yüzük parmağındaki şikayetler ise dirsek bölgesindeki kübital tünel sendromunu işaret edebilir. Öte yandan, tüm el ve kola yayılan rahatsızlıklar ise boyun omurlarındaki sinir kökü basıları, yani boyun fıtığı kaynaklı olabilir.”

“Kendiliğinden geçer” yanılgısına düşmeyin.
Pek çok hasta, uyuşmaların geçici olduğu düşüncesiyle hekime başvurma sürecini erteliyor. Bu tür vakalarda cerrahi açıdan en büyük risk, şikayetlerin kendiliğinden düzelmesini bekleyerek tedavi sürecini aksatmak oluyor.

Sinir sıkışmaları mekanik bir baskı sonucu meydana geliyor. Bu baskı altında kalan sinir lifleri, zaman içerisinde fonksiyonlarını yitirerek telafisi mümkün olmayan hasarlara ve kas erimesine sebebiyet veriyor.

Erken evrelerde yaşam tarzı değişiklikleri veya fizik tedavi yöntemleriyle çözüme kavuşturulabilecek sorunlar ihmal edildiğinde; elden eşya düşürme ve düğme ilikleyememe gibi ciddi güç kayıpları ortaya çıkabiliyor.

Bu aşamaya gelindiğinde gerçekleştirilecek cerrahi bir müdahale siniri rahatlatabilse dahi, kaybedilen kas gücünün ve ince motor becerilerin yeniden kazanılması oldukça güçleşir; bu durum, oldukça uzun bir rehabilitasyon sürecini zorunlu kılar.

Erken aşamada gerçekleştirilecek müdahale, kalıcı felç riskini ortadan kaldırır.
Tedavi sürecine başlanmadan önce, elektromiyografi (EMG) testi aracılığıyla sinir iletim hızı ölçülmeli ve baskının derecesi kesin olarak saptanmalıdır.
İleri seviye sıkışmalarda uygulanan mikrocerrahi yöntemi sayesinde sinir üzerindeki baskı tamamen kaldırılırken, doku hasarı da minimum seviyede tutulur.

Lokal anestezi altında gerçekleştirilen ve yaklaşık 15-20 dakika süren bu mikrocerrahi müdahaleler sayesinde hastalar, genellikle operasyonla aynı gün taburcu edilerek günlük yaşamlarına hızlıca dönebilirler.

Sinir sistemi, yapısal olarak baskıya karşı son derece hassas bir karaktere sahiptir. Erken aşamada gerçekleştirilecek bir cerrahi müdahale; kalıcı felç ve kas erimesi riskini bertaraf eden, günümüzdeki tek kesin çözüm yöntemi olarak öne çıkıyor.

Alarm Veren İşaretler
Aşağıdaki belirtilerden biri veya birkaçıyla karşı karşıyaysanız, zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmanız büyük önem taşıyor:
-
1- Uyuşma hissi nedeniyle uykunuzdan uyanıyor ve rahatlamak için kolunuzu veya elinizi sallama ihtiyacı duyuyorsanız,
-
2- Elinizde gözle görülür seviyede bir güç kaybı hissedilmeye başlandıysa.

-
3- Uyuşmaya boyun ağrısı veya kola yayılan keskin ağrılar eşlik ediyorsa,
-
4- Bileklik kullanımı veya dinlendirme gibi basit yöntemlere rağmen şikayetleriniz 2 haftayı aşkın süredir azalmıyorsa.
30 Nisan 11.00