Gündelik yaşantımızda üzerinde pek durmadığımız kimi semptomlar, esasında son derece ciddi rahatsızlıkların habercisi olabiliyor. Bu hastalıklardan birisi de beyin tümörü… Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen; bilhassa baş ağrısı ve unutkanlık başta olmak üzere, kesinlikle ciddiye alınması gereken işaretleri paylaştı.
İçerdiği binlerce kıvrım ve yolla karmaşık bir yapıya sahip olan beyin, tıp biliminin en güç çalışma sahaları arasındaki yerini koruyor. Fakat teknolojik gelişmeler; akıllı ilaçlar, hibrit ameliyat odaları ve moleküler patoloji yardımıyla beyin tümörlerine karşı verilen savaşta yeni bir devrin kapılarını aralıyor.

Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre 130’dan fazla alt tipi barındıran beyin tümörlerinde güncel tıbbi yaklaşım şekil değiştirmiş durumdadır. Tıp dünyası artık genel geçer bir ‘hastalık’ tedavisi uygulamaktan ziyade, süreci tamamen bireyselleştirerek bizzat ‘hastayı’ tedavi etmeyi merkeze almaktadır.

Baş ağrısı, hafıza sorunları, asabiyet ve halsizlik gibi semptomların kesinlikle göz ardı edilmemesi gerekiyor. Küresel çapta akciğer ve meme kanserine bağlı can kayıplarında azalma yaşanırken, beyin tümörlerindeki ölüm oranı yüzde 3 bandında sabit kalmaya devam ediyor. Ne yazık ki beyin tümörleri, bilhassa çocukluk dönemi tümörleri arasında en sık karşılaşılan ölüm sebebi konumunda. Ayrıca, hastalığın erken evrede tespit edilebilmesine olanak tanıyan standart bir tarama testi de henüz bulunmuyor.

Fakat bilhassa baş ağrısı, kusma, mide bulantısı, görme problemleri, bilinç bulanıklığı, sara (epilepsi) benzeri nöbetler geçirme, kol ve bacaklarda kuvvet kaybı, asabiyet, iştah kaybı, duyma yetisinde azalma, unutkanlık, konuşma ile algılamada zorluk, yazı yazamama, denge sorunları ve el ile ayaklarda büyüme gibi şikayetlerden birinin veya birkaçının yaşanması halinde, bu işaretler kesinlikle küçümsenmemeli ve acilen bir hekime başvurulmalıdır.

Tedavi sürecinde multidisipliner bir yaklaşımın benimsenmesi zorunluluk taşıyor. Kanser tedavisiyle ilgili kararlar günümüzde sadece tek bir uzmanlık dalı tarafından değil; aksine içerisinde nöroloji, radyoloji, patoloji, beyin cerrahisi ve onkoloji hekimlerinin bir araya geldiği “Nöroonkoloji Konseyleri” tarafından alınıyor.

Günümüzde patoloji bilimi, salt mikroskop altında hücreleri inceleme aşamasını geride bırakarak tümörlerin genetik haritasını ortaya koyuyor. Yeni nesil dizileme (NGS) benzeri moleküler teknikler kullanılarak tümör DNA’sındaki değişimler inceleniyor; bu sayede hem hastalığın gidişatı tahmin edilebiliyor hem de doğrudan tümör hücrelerine etki edecek akıllı ilaçların seçimi yapılıyor.

Modern teknolojiler operasyonlardaki başarı oranını yükseltiyor
Beyin cerrahisi alanında günümüzde “daha geniş kesiler” yerine “daha akıllı cerrahi” anlayışı öncelik kazanıyor. Hibrit ameliyat odalarında faydalanılan üst düzey teknolojiler sayesinde, cerrahi müdahaleler çok daha güvenilir bir yapıya kavuştu. Beyin ameliyatlarında tercih edilen bu çağdaş sistemler, operasyonların hem başarı oranını hem de güvenilirliğini zirveye taşıyor.

Bu doğrultuda nöronavigasyon teknolojisi, cerrahın tümöre erişebilmesi için en kestirme ve emniyetli güzergahı çizen dijital bir rehber görevi üstlenirken; fonksiyonel MR ile traktografi teknikleri de beynin konuşma, görme ve hareket gibi yaşamsal merkezlerinin haritasını çıkararak bu hassas alanların korunmasına destek sağlıyor.

Diğer taraftan, cerrahi operasyonun gerçekleştirilemediği veya şüpheli bulunan lezyonlarda uygulanan stereotaktik biyopsi, yüzde 95 gibi yüksek bir doğruluk payıyla güvenilir bir şekilde teşhis konulmasına imkan tanıyor.

Ne zaman bir uzmana görünmek gerekir?
Eğer aşağıdaki soruların yanıtı “Evet” ise, hiç vakit kaybetmeden bir doktora başvurulması gerekmektedir:
1-Ağrı şikayeti ilk defa 10 yaşından küçük veya 50 yaşından büyükken mi kendini gösterdi?
2-Önceden var olan ağrının şiddeti arttı mı ve yapısı değişti mi?
3-Yaşadığınız baş ağrısı, bugüne dek tecrübe ettiğiniz en şiddetli ağrı mı? Ağrı kesici kullanmanıza rağmen etkisini yitirmiyor mu?
4-Baş ağrınıza; konuşma ve görme bozuklukları, kol ile bacaklarda uyuşma, kuvvet kaybı (felç) gibi nörolojik belirtiler de eşlik ediyor mu?
5-Baş ağrınız sürekli olarak aynı bölgede mi hissediliyor?
6-Sabahları uykudan uyandığınızda baş ağrısı çekiyor musunuz? Kusmak sizi rahatlatıyor mu?

25 Nisan 21.45