Mayıs 31, 2026
Sağlık

BBC’ye göre en yaygın 6 diyet yanılgısı

Diyetisyen ve BBC Food yazarı Tai Ibitoye, beslenme konusunda bilhassa sosyal medya platformlarında hızla çoğalan asılsız iddiaları masaya yatırdı. Ibitoye; karbonhidratlar, meyve şekeri, detoks programları ve gıda takviyeleri gibi konularda dilden dile dolaşan altı yaygın efsanenin arkasındaki bilimsel gerçekleri açıkladı.

Diyetisyen Tai Ibitoye, BBC Food’daki makalesinde sağlık fenomenlerinin artmasıyla beslenme hakkındaki dezenformasyonun daha da belirginleştiğini vurgulayarak en çok rastladığı altı diyet efsanesini kaleme aldı. Ibitoye, bu hatalı inanışların büyük bölümünün ya yetersiz bilgi kaynaklı olduğunu ya da belirli bir besin grubunu suçlayarak sağlıklı beslenme sürecini lüzumsuz yere zorlaştırdığını belirtiyor.

Karbonhidratları tamamen kesmek gerekmez

Yazıda ilk olarak karbonhidratlara karşı geliştirilen genel önyargı işleniyor. Ibitoye, karbonhidratların gram başına yağların içerdiği kalorinin yarısından bile azına sahip olduğunu, bu sebeple tek başına “kaçınılacak” bir besin grubu olarak nitelendirilmemesi gerektiğinin altını çiziyor.

Karbonhidratı sıfırlayan diyetlerin kısa vadede kilo verdirebileceğini ancak bunun genellikle yağ yakımı değil, su kaybı olduğunu ifade ediyor. Ek olarak, karbonhidratların temel makro besinler arasında yer aldığını ve günlük kalori ihtiyacının aşağı yukarı yüzde 50’sini karşılaması gerektiğini anımsatıyor.

Rafine gıdalar ve beyaz ekmek yerine esmer pirinç, tam buğday ekmeği, tam tahıllı makarna, sebze, meyve ve kabuklu patates gibi alternatiflere yönelmeyi tavsiye ediyor. Bu gıdaların lif alımını çoğaltırken daha uzun süre tok tuttuğunu da ekliyor.

Meyvenin içerdiği şeker farklıdır

Tai Ibitoye’nin ele aldığı bir diğer efsane ise meyve şekerinin zararlı olduğu düşüncesidir. Yazıda, meyvelerin barındırdığı fruktozun hücre yapısında yer aldığı ve bu nedenle “serbest şeker” sınıfına girmediği belirtiliyor.

Gerçekte dikkat edilmesi gerekenlerin, içecek ve yiyeceklere sonradan ilave edilen şekerler ile şurup, bal ve meyve sularındaki şeker türleri olduğu aktarılıyor. Meyvelerin lif, fitokimyasal, mineral ve vitamin yönünden zengin kaynaklar olduğunu hatırlatan Ibitoye, sebze ve meyve tüketiminin yüksek tansiyon ile kalp rahatsızlığı riskini düşürmekle bağlantılı olduğunu ifade ediyor.

Günde minimum beş porsiyon sebze-meyve tüketilmesini tavsiye eden uzman, meyve suyunun miktarı ne olursa olsun sadece bir porsiyon sayıldığını ve lif barındırmadığı için günlük maksimum 150 mililitre ile sınırlandırılması gerektiğinin altını çiziyor.

Detoks diyetleri bilimsel dayanaklardan yoksundur

BBC Food makalesinde incelenen üçüncü konu ise detoks programları. Ibitoye, pek çok detoks diyetinin tehlike arz edebileceğini ve sağlam bilimsel temellere oturmadığını dile getiriyor. Bu tarz rejimlerin vaatlerinin genelde abartılı olduğunu, sağlandığı iddia edilen faydaların ise kısa süreli kaldığını aktarıyor.

İnsan bedeninin zaten doğal bir arınma mekanizmasına sahip olduğunu; bağırsak, böbrek ve karaciğerin bu işlevi yerine getirdiğini anımsatıyor. Ciddi bir tıbbi sorun yaşanmadığı müddetçe özel detoks içeceklerine, ürünlerine veya takviyelerine gerek duyulmadığını belirtiyor.

Kimi detoks programlarının doymuş yağ, tuz ve şeker oranı yüksek gıdaları sınırlandırıp sebze-meyve tüketimini artırmayı teşvik etmesinin olumlu bir adım olduğunu; ancak koca bir besin grubunu tamamen çıkarmanın çoğu insan için gereksiz olduğunu ve besin eksikliklerine yol açabileceğini vurguluyor.

Uzmanın tavsiyesi çok daha dengeli bir yaklaşım: Çeşitli beslenmek, yeterince uyumak, aktif bir yaşam sürmek, temiz hava almak, sigara kullanmamak ve alkolü kısıtlamak.

Vegan veya vejetaryen ibaresi taşıyan her ürün sağlıklı değildir

Tai Ibitoye, dördüncü yanılgı olarak, bitkisel kaynaklı ürünlerin kendiliğinden daha sağlıklı olduğu şeklindeki genel kanıyı ele alıyor. İyi tasarlanmış bir vegan veya vejetaryen beslenme düzeninin besleyici ve sağlıklı olabileceğini onaylıyor; fakat sırf bitki bazlı diye bir yiyeceğin doğrudan en ideal tercih konumuna gelmediğini ifade ediyor.

Kimi vejetaryen ve vegan gıdaların aşırı işlenmiş olabileceğine; içlerinde yoğun miktarda şeker, tuz ve doymuş yağ bulunabileceğine dikkat çekiyor. Örneğin vegan dondurmaların standart sütlü dondurmalar kadar şeker barındırabileceğini; sosis ve burger gibi soya ağırlıklı et alternatiflerinin de yüksek oranda yağ ve tuz içerebileceğini dile getiriyor. Bu sebepten ötürü, tüketicilerin gıda etiketlerini okumayı ihmal etmemesi ve ürünlerin içeriklerine özen göstermesi gerektiğinin altını çiziyor.

Süt ürünlerini herkesin hayatından çıkarması gerekmiyor

Yazıda beşinci sırada, süt ürünlerine karşı duyulan genel şüpheler inceleniyor. Ibitoye; süt ürünlerinin B vitaminleri, potasyum, fosfor, iyot, kalsiyum ve protein bakımından zengin kaynaklar olduğunu; kefir ve canlı kültürlü (bio-live) yoğurt gibi fermente ürünlerin ise içerdikleri probiyotiklerle bağırsak sağlığına katkıda bulunabileceğini belirtiyor.

Sütte yer alan laktozun doğal bir şeker türü olduğunu ve önemli besin öğeleriyle beraber bulunduğu için “serbest şeker” kategorisinde değerlendirilmediğini anımsatıyor. Bu sebeple, klinik olarak tanısı konmuş bir laktoz intoleransı veya süt alerjisi bulunmayan bireylerin süt ürünlerini tüketmeyi bırakmalarına gerek olmadığını vurguluyor.

Yaşam tarzı tercihleri veya etik sebeplerle süt ürünleri tüketmeyenlerin ise yöneldikleri alternatif gıdaların B vitaminleri, kalsiyum ve iyot açısından zenginleştirilmiş olup olmadığına mutlaka dikkat etmeleri gerektiğini tavsiye ediyor.

Bağışıklık sistemi tek bir takviyeyle güçlenmez

Altıncı ve son yanılgı, bağışıklık sisteminin izole edilmiş tekil besin maddeleriyle veya takviyelerle kuvvetlendirilebileceği inancıdır. Ibitoye, bağışıklık sisteminin sağlıklı bir biçimde çalışması için çok sayıda temel besinin ortaklaşa görev aldığını; bu sebeple sadece çinko veya C vitamini gibi tek bir bileşene odaklanmanın yanlış olduğunu ifade ediyor. Çoğu zaman baklagiller, balık, et, tohumlar, kuruyemişler, süt ürünleri veya zenginleştirilmiş alternatifleri, tam tahıllar, sebze ve meyvelerden oluşan dengeli bir beslenme düzeninin yeterli geleceğini aktarıyor.

Bununla birlikte bazı kesimlerin takviye almaya gereksinim duyabileceğini; kimi veganların, D vitamini eksikliği riski taşıyanların, hamilelerin ve gebelik planlayanların bu grupta yer aldığını belirtiyor. Stres yönetimi, düzenli egzersiz ve yeterli uykunun da beslenme kadar kritik bir öneme sahip olduğunun altını çiziyor.

Ibitoye makalesini, sosyal medya platformlarında karşılaşılan her türlü sağlık tavsiyesine eleştirel yaklaşılması gerektiğini anımsatarak sonlandırıyor. Bilginin kimin tarafından paylaşıldığının ve gerçekten bilimsel bir dayanağının bulunup bulunmadığının araştırılmasının mühim olduğunu vurguluyor. Ayrıca, yazıda sunulan verilerin şahsi bir diyetisyen önerisi veya tıbbi bir teşhis yerine geçmediği de bilhassa not düşülüyor.

Kaynak:https://gazeteoksijen.com/saglik/bbc-yazdi-inanmamaniz-gereken-6-diyet-efsanesi-271445

8 Nİsan 15.00

Related posts

Yanlış Yatak ve Yastık Kabusunuz Olmasın: Bel ve Boyun Ağrısının Gizli Nedeni!

rabia kunarci

Çocuklarda Ayak Sağlığı ve Erken Tanı: Fonksiyonel Gelişimin Stratejik Önemi

rabia kunarci

Bluetooth Kulaklıklar Değil, Asıl Risk Başka Yerde

rabia kunarci

Yorum Yapabilirsiniz

Bu web sitesi deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bunu kabul ettiğinizi varsayıyoruz, ancak isterseniz çerez kullanımını reddedebilirsiniz. Kabul Et Devamını Oku

Privacy & Cookies Policy